Blog

Hukuki süreçleri kolaylaştıran içgörüler,
adalete ulaşan yol.

Çocuk Kaçırma Davaları

Çocuk Kaçırma Davaları
2 dk
9 Mart 2026
Paylaş:
Çocuk kaçırma olaylarının hem ceza hukuku hem de aile hukuku boyutu vardır. Uygulamada en sık karşılaşılan görünüm, boşanma veya ayrılık sürecindeki ebeveynlerden birinin çocuğu diğerinin iradesi dışında alıp götürmesi ya da yurt dışına çıkarmasıdır.

Ceza hukuku bakımından temel hüküm Türk Ceza Kanunu’nun 234. maddesidir (çocuğun kaçırılması ve alıkonulması). Bu madde, velayet hakkı kendisine verilmemiş ana veya babanın ya da üst soy veya alt soyun, onaltı yaşını bitirmemiş çocuğu velayet hakkına sahip kişinin yanından kaçırmasını veya alıkoymasını cezalandırır. Olayın niteliğine göre TCK m.109’daki kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu da gündeme gelebilir; bu suçun çocuğa karşı işlenmesi ceza artırımı sebebidir.

Aile hukuku bakımından velayet, çocuğun yerleşim yerini belirleme yetkisini de kapsar. Boşanma davası sürerken mahkeme TMK m.169 uyarınca çocuğun kimin yanında kalacağına ve diğer ebeveynle kişisel ilişkiye dair geçici önlemler alır; gerektiğinde çocuğun yurt dışına çıkışının yasaklanması da talep edilebilir.

Çocuğun kaçırıldığından şüphelenildiğinde gecikmeden kolluk kuvvetlerine veya Cumhuriyet başsavcılığına başvurulmalıdır. Çocuğun bulunduğu yerin tespiti, sınır kapılarına bildirim yapılması ve varsa velayet ya da geçici önlem kararının icrası bu aşamada öncelik taşır. Mahkeme kararları, kimlik ve pasaport bilgileri ile olayla ilgili mesaj ve kayıtların korunması süreci hızlandırır.

Çocuk yurt dışına çıkarılmışsa 1980 tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veche­lerine Dair Lahey Sözleşmesi ile 5717 sayılı Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yönlerine İlişkin Kanun devreye girer. Türkiye’de merkezi makam Adalet Bakanlığı’dır; iade başvurusu bu makam aracılığıyla yapılabilir. Sözleşme, 16 yaşını doldurmamış ve sözleşmeye taraf bir devlette mutad meskeni bulunan çocukları kapsar.

Lahey Sözleşmesi’nde zaman önemlidir: haksız götürme veya alıkoymadan itibaren bir yıl geçmeden başvuru yapılmışsa çocuğun derhal iadesine karar verilmesi asıldır. Bir yıldan sonra yapılan başvurularda çocuğun yeni çevresine uyum sağladığı ileri sürülerek iade reddedilebilir. İadenin çocuğu ciddi bir bedensel veya ruhsal tehlikeye maruz bırakacağı durumlar da ret sebepleri arasındadır.

Önleyici olarak, ebeveynler arasında uyuşmazlık bulunan hâllerde çocuğun pasaport işlemleri ve yurt dışı seyahatleri konusunda mahkemeden karar alınması ve mevcut velayet ile kişisel ilişki kararlarının güncel tutulması riskleri azaltır.

Sonuç olarak çocuk kaçırma olaylarında hız belirleyicidir. Ceza soruşturması, aile mahkemesinden alınacak geçici önlemler ve gerekiyorsa Lahey Sözleşmesi kapsamındaki iade başvurusu birlikte değerlendirilmelidir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; somut olaylar için hukuki görüş yerine geçmez.

Hukuki desteğe mi ihtiyacınız var?