Blog

Hukuki süreçleri kolaylaştıran içgörüler,
adalete ulaşan yol.

Duruşmada Sanığın Sorgusu

Duruşmada Sanığın Sorgusu
2 dk
9 Mart 2026
Paylaş:
Sanığın sorgusu, kovuşturma aşamasında duruşmanın başında yapılan ve sanığın kendisine yöneltilen suçlamaya karşı savunmasını ilk kez mahkeme huzurunda ortaya koyduğu işlemdir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 191. maddesinde düzenlenmiştir; sorgunun usulü bakımından ise ifade ve sorguya ilişkin genel hükümler (CMK m.147 ve 148) uygulanır.

Duruşmanın akışı: Duruşma, sanığın ve müdafiinin hazır olduğunun tespitiyle başlar. Sanığın kimliği saptandıktan sonra iddianame okunur; ardından sanığa suçlama anlatılır ve hakları hatırlatılarak sorgusu yapılır (CMK m.191). Delillerin ortaya konulması sorgudan sonra gelir.

Sanığın hakları: CMK m.147 uyarınca sanığa suçlama anlatılır; müdafi seçme hakkının bulunduğu, suçlamaya ilişkin açıklamada bulunmama (susma) hakkına sahip olduğu ve şüpheden kurtulmak için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılır. Susma hakkının kullanılması sanığın aleyhine yorumlanamaz. Sorgu sırasında kötü davranış, yorma, aldatma, tehdit veya kanuna aykırı bir yarar vaadi gibi yasak yöntemler kullanılamaz; bu yollarla alınan beyanlar rıza olsa bile delil olarak değerlendirilemez (CMK m.148).

Kolluk ve savcılık beyanlarının değeri: Müdafi bulunmaksızın kollukta alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz (CMK m.148/4). Bu nedenle sorgu, daha önceki beyanların değerlendirilmesi bakımından da önemlidir.

Soru yöneltme: CMK m.201 uyarınca Cumhuriyet savcısı, müdafi ve katılan vekili, duruşmada sanığa, tanıklara ve bilirkişilere doğrudan soru sorabilir; sanık ve katılan ise sorularını mahkeme başkanı veya hâkim aracılığıyla yöneltir. Soruşturma konusuyla ilgisiz veya yasak yöntem niteliğindeki sorular reddedilebilir.

Delillere karşı beyan: Her delilin ortaya konulmasından sonra sanığa bu delil hakkında bir diyeceklerinin olup olmadığı sorulur (CMK m.215). Hukuka aykırı elde edilen deliller hükme esas alınamaz (CMK m.206, 217); bu hususa ilişkin itirazların zamanında ve tutanağa geçirilecek şekilde yapılması kanun yolu aşaması bakımından önemlidir.

Son söz: Hükümden önce son söz her zaman sanığa aittir (CMK m.216/3). Son sözün sorulmaması, istinaf ve temyiz aşamasında bozma sebebi olarak değerlendirilir.

Tutanak: Sanığın beyanları duruşma tutanağına geçirilir. Beyanın tutanağa eksik veya hatalı geçirildiği düşünülüyorsa, düzeltilmesi duruşmada talep edilmelidir; zira kanun yolu incelemesi tutanak üzerinden yapılır.

Sonuç olarak sanığın sorgusu, susma hakkı, yasak sorgu yöntemleri ve müdafi güvencesiyle çevrelenmiş bir savunma aşamasıdır. Sorgu öncesinde dosyanın müdafiyle birlikte incelenmesi, hangi hususlarda açıklama yapılacağının bilinçli olarak değerlendirilmesine imkân tanır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; somut olaylar için hukuki görüş yerine geçmez.

Hukuki desteğe mi ihtiyacınız var?