Blog

Hukuki süreçleri kolaylaştıran içgörüler,
adalete ulaşan yol.

Susma Hakkı

Susma Hakkı
2 dk
9 Mart 2026
Paylaş:
Susma hakkı, şüpheli veya sanığın kendisine yöneltilen suçlamaya ilişkin açıklama yapmama hakkıdır. Anayasa’nın 38. maddesinin beşinci fıkrasına göre hiç kimse kendisini veya kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yönde delil göstermeye zorlanamaz. Hak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının da unsurudur.

Kanuni dayanak: CMK m.147/1-e uyarınca ifade alınmadan veya sorgudan önce şüpheli veya sanığa, yasal hakları arasında suçlamaya ilişkin açıklamada bulunmama hakkının olduğu hatırlatılır. Bu hatırlatma kollukta, savcılıkta, sulh ceza hâkimliğinde ve mahkemede yapılmak zorundadır.

Kapsamı: Susma hakkı soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında kullanılabilir; şüpheli bir sorunun cevaplanmasını reddedip diğerlerini cevaplayabilir veya daha önce susma hakkını kullanmışken sonradan beyanda bulunabilir. Ancak susma hakkı, kimlik bilgilerini kapsamaz; kimlik bilgilerinin doğru olarak bildirilmesi zorunludur (CMK m.147/1-a) ve bildirilmemesi Kabahatler Kanunu m.40 uyarınca idari para cezası gerektirir.

Susmanın aleyhe yorumlanamaması: Susma hakkının kullanılması, tek başına suçluluk karinesi olarak değerlendirilemez ve aleyhe delil sayılamaz. Mahkeme kararını, dosyadaki diğer delillere dayandırmak zorundadır. Bununla birlikte susma tercihi, sanığın kendi lehine olan olguları anlatma imkânından da vazgeçmesi anlamına gelebileceğinden, bilinçli bir değerlendirmeyle kullanılmalıdır.

Etkin pişmanlık ve indirimler: Bazı suçlarda etkin pişmanlık hükümleri (örneğin TCK m.168, 192, 221) şüphelinin açıklamalarına bağlı ceza indirimi öngörür. Susma hakkının kullanılıp kullanılmayacağına karar verilirken bu imkânların da değerlendirilmesi gerekir.

Tanıklıktan çekinme ile farkı: Susma hakkı şüpheli ve sanığa aittir. Tanıklar bakımından ise ayrı bir kurum olan tanıklıktan çekinme hakkı düzenlenmiştir: şüpheli veya sanığın yakınları tanıklıktan çekinebilir (CMK m.45) ve her tanık kendisini veya yakınlarını ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikteki sorulara cevap vermeyebilir (CMK m.48).

Yasak yöntemler: Şüphelinin beyanda bulunmaya zorlanması; kötü davranış, tehdit, aldatma veya kanuna aykırı bir yarar vaadi gibi yöntemlerle beyan alınması yasaktır ve bu yolla alınan beyanlar rıza olsa bile delil olarak kullanılamaz (CMK m.148). Müdafi bulunmaksızın kollukta alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.

Sonuç olarak susma hakkı, anayasal düzeyde korunan ve kullanımı aleyhe yorumlanamayan temel bir savunma güvencesidir. Hakkın hangi aşamada ve hangi ölçüde kullanılacağı, dosyanın delil durumu müdafiyle birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; somut olaylar için hukuki görüş yerine geçmez.

Hukuki desteğe mi ihtiyacınız var?